Çaba tehlikelidir ama meditasyonlar için sıkı çalışmak gerekir. Peki, çabasız sıkı çalışmak var mıdır? Çaba her zaman yarım gönüllüdür, çaba her zaman kısmidir. Bunu yapıyorsun çünkü arzu ettiğin sonucu elde etmeyi onu yapmadan başaracak hiçbir yol göremiyorsun. Herhangi bir yol olsaydı çabayı bırakır ve doğrudan sonuca sıçrardın. Kişi asla kendi gayretinde bütün değildir, olamaz. Çünkü fikir gelecektedir, sonuçtadır. Çaba gelecek odaklıdır, sonuç odaklıdır. Kişi onu sadece gelecekteki bir sonuç, bir kâr, bir hırs, iyi bir ödeme uğruna yapar.
Bu yüzden Zen ustaları çabasız çabaya ihtiyaç vardır der.
Çabasız çabayla ne demek isterler? Onlar, sıkı çalışma gereklidir ama gelecek odaklı olmamalıdır, derler. Ondan keyif almalısın. Başka bir amaç için değil; onun aracılığıyla hiçbir şey elde edilemese bile onun kendisi güzeldir. Ve bu insan zihni için yapılması en zor şeydir. Bu yüzden ben ona sıkı çalışma diyorum. En zor olan şey, bir şeyi kendisi için yapmaktır, bir şarkıyı kendisi için söylemektir, meditasyonu kendi uğruna yapmaktır, sevginin kendisi için sevmektir.
Bu insan zihni için en zor şeydir. Çünkü zihin gelecek odaklıdır. “Kendisi için mi? O zaman niye? Ondan ne çıkacak?” der. İnsanlar bana gelir ve sorarlar, “Meditasyon yapabiliriz ama ne elde edeceğiz? Biz sannyasin olabiliriz ama bundan ne çıkarımız olacak?” Zihin budur; her zaman hırslıdır.
Zihin bu, kurnazdır. O bir kez herhangi bir çeşit geleceğin ipucunu elde ettiğinde sırıtmaya başlar ve hemen onun üzerine atlar, onu yakalar. Sen artık şimdi burada değilsindir.
Meditasyonun kendisi için meditasyon. Sevginin kendisi için sevgi.
Bir güle niçin çiçek açtığını sor. O basitçe çiçek açar. Çiçek açmak çok güzeldir. Bunun bir motivasyonu yoktur. Kuşlara niçin şakıdıklarını sor. Onlar basitçe şakıyor. Onlar zevk alıyor, ondan keyif alıyor. Bunun bir amacı yok.
Zihni bırak ve neden kaybolur. En azından günde birkaç saat bazı şeyleri, o şeylerin kendisi için yapmaya devam et: Dans et, şarkı söyle, gitar çal, arkadaşlarla otur ya da sadece gökyüzünü izle. Ve en azından birkaç saatliğine zamanını asli etkinliklere adamaya devam et. Bu etkinliklerdir sıkı çalışma.
Ve biliyorum zihin tembeldir. O hayal kurmayı sever, o çalışmak istemez. Bu yüzden o sürekli olarak geleceği düşünür. Ancak zihin çok tembeldir. O sadece geleceği düşünür, böylelikle şimdiki zamandan kaçınılır ve şimdiki zamanın meydan okumalarından uzaklaşılır.
Bir fıkra duymuştum.
Nehir kıyısında yürürken bir adam, bir ağacın altında tembelce uzanan ve sudaki oltası çılgınca sallanan genç bir adama rastladı. “Hey, oltana balık vurdu.” dedi.
“Evet,” diye balıkçı ağzında geveledi. “Çekmek ister miydin?”
Yürüyen adam öyle yaptı. Tembel olan sordu, “Balığı çıkartıp yeniden kancaya yem takıp yeniden suya atar mısın?”
Bu da yapıldı ve adam şaka yollu, “Bu kadar tembel biri olarak senin için bunları yapacak birkaç çocuğun olmalıydı,” diye yorum yaptı.
“Fena fikir değil,” diye esnedi balıkçı. “Hamile bir kadını nereden bulacağıma ilişkin bir fikrin var mı?”
Zihin böyle bir şeydir; hiçbir şey yapmak istemez.
O basitçe umut der, arzular, erteler.
Gelecek, anı ertelemek için bir hiledir; gelecek şimdiki andan kaçınmak için bir hiledir. Gelecekte bir şey yapacağın yok, hayır. Çünkü aynı zihin orada olacaktır ve yarın, yarın diyecektir. Öleceksin ve hiçbir şey yapmayacaksın, sadece düşüneceksin.
Ve düşünmek senin bu yüzünü korumana yardım eder: Tembel hissetmiyorsun çünkü çok fazla yapmayı, her zaman büyük şeyler yapmayı düşünüyorsun, büyük şeyler hakkında hayal kuruyorsun ve tam şu an gerçekten yapılması gereken küçük şeyleri yapmıyorsun. Sıkı çalışma demek şimdiki zamanda olmak demektir ve şimdiki anın sana meydan okuma olarak getirdiği şeyi yapmaktır.
Sıkı çalıştığında zihnin karşısında olacaksın.
Zorluk işin kendisinde değil; iş gayet güzel bir şekilde basittir, iş son derece basittir. Zorluk senin zihin tarafından böylesine bulandırılmış olman nedeniyle onun dışına çıkmak zorunda olacağındır.
Zihin faşisttir ve zihin sürekli olarak liderler, yol gösterecek birilerini arar. Fakat gerçekten olgun bir kişi sorumluluklarını başka hiç kimseye atmaz; o kendi varlığından sorumlu olur.
işi varlıkta gelişmelidir aksi takdirde kişi her zaman perişan olacaktır.
Zihin dışarıdan şartlandırılmıştır; o dışardan yönetilebilir. Zihinsizliğin içinde büyümelisin, sadece o zaman dışardan yönetilemezsin.
Sadece zihinsiz bir insan özgür ve bağımsız bir insandır. O basitçe özgürdür. Amerikalı, Hintli, Alman … Bunlar senin hapishanelerinin adıdır, bunlar senin özgür gökyüzün değildir. Bunlar içinde uçulacak gökler değil, bunlar içinde kalınacak hapishanelerdir.
Özgür bir insan başka hiç kimseye değil, kendisine aittir. Özgür bir insan ismi olmayan, cismi olmayan, ırkı olmayan, ulusu olmayan basit bir enerjidir. Ulusların ve ırkların günleri geçti. Bireyin günleri geliyor.
Daha iyi bir dünyada Almanlar, Hintliler, Hindular, Hıristiyanlar olmayacaktır; saf bireyler olacaktır, mükemmel bir şekilde özgür, kendi tarzlarıyla yaşayan, hiç kimsenin hayatını rahatsız etmeyen ve hiç kimsenin kendi hayatlarını rahatsız etmesine izin vermeyen.
Bir zihin son derece kurnazdır. O her şeyi rasyonelleştirir.
Zihnin tuzaklarına dikkat et. Ve ne kadar uyanık hale gelirsen, o kadar anın içinde, eylemin içinde bütünüyle yaşayabilir olacaksın. O zaman herhangi bir motivasyon yoktur: Onu yaparsın çünkü onun içindeyken haz alıyorsun. Ve bu yüzden ben ona en zor iş diyorum.
Zihnin dışına çıkmak en zor iştir. Ancak o bir çaba değildir, o farkındalıktır, o yoğun bir uyanıklıktır.
OSHO-Ego kitabından…
